12 Dev Adam şampiyon olmadan bu paylaşımı yapmak istedim. Yarın, diğer gün buralar zaten benzer paylaşımlarla dolacak.
Bu şampiyonluğun 360 dereceden bakılabilecek 360 farklı hikayesi vardır. Basketbola yolsuzluğun minimum derecede bulaşmış olmasının şampiyonluktaki payından tutun takım kimyasının ne kadar yüksek olduğuna kadar birçok şey sayabiliriz.
Ben başka bir şeyden söz etmek istiyorum. Bu çocukların ne kadar “dedike” olduğundan. Çocuk yaşta her biri ailelerinden koptular, koparıldılar, sürüklendiler. Kimisi Balkanlardan Anadolu’ya göçtü hayatta bir yol bulabilmek için, kimisi Giresun’dan Bandırma’ya. Kimisi babasını kaybetti, göçtü. Kimisi başka şansı olmadığı için basketbol yolunda ilerledi. Aileleri takım arkadaşları oldu, oyuncakları basketbol topu. Babaları koçları oldu, anaları belki hiç orada yoktu. 10-11 yaşlarından beri hedefleri topu potadan geçirmek, maçı kazanmak, turnuvadan madalya almak oldu. Belki 20 senedir aynı hedefleri vardı. Ve ölçek değişti… Şehirdeki yaş grubu turnuvalarından, bölge turnuvalarına… Şimdi A Milli Takımla tüm dünyada milyonlarca Türk’ü temsilen Avrupa’nın en büyüğü olacaklarken hepimizi birçok konuda özlediğimiz duygulara ve tatlara yanaştırdılar. Paylaşma, bir diğerine hayatı kolaylaştırma, ortak bir hedef etrafında toplanma, iyi niyet, istikrar, konsantrasyon, saygı ve başka sayısız erdem.
Bence biz kazanma duygusundan çok tüm bunları görünce eridik. Özledik çünkü bunları. Bu toprakların insanlarının mayasında olan ama bir süredir ulaşamadığımız duyguları, tatları ve adanmışlığı görünce eridik. 20 yıldır aynı hayalin peşinde, çocukluklarını ahşap parkeye teslim eden bu dev adamlara, bizi bize hatırlattıkları için teşekkür ederim. 20 yıl boyunca kendini adayınca, patlak ayakkabılı çocuklardan tüm dünyanın tanıdığı yıldızlar haline gelmelerinin hikayelerine tanık olduğumuz için teşekkür ederim. İyi ki varsınız çocuklar.




